Küresel Enflasyon ve Çin Riskleri: BIST 100 ve Döviz Kurlarına Etkiler

Küresel Enflasyon ve Çin Risklerinin Borsa İstanbul'a Yansımaları: Teknik Analiz Odaklı Bakış
Küresel finans piyasaları, makroekonomik veriler ve jeopolitik gelişmelerin şekillendirdiği dinamik bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte,
ABD Merkez Bankası (Fed)'nın enflasyon hedeflerinden uzaklaşan son verileri ve Çin ekonomisindeki yatırım daralması gibi kritik faktörler, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasalar üzerinde önemli baskılar oluşturmaktadır. Piyasa Analisti Murat olarak, Piyasa Bültenim okuyucuları için bu küresel dinamiklerin Borsa İstanbul, döviz kurları ve emtia piyasaları üzerindeki potansiyel etkilerini teknik bir bakış açısıyla değerlendireceğim. Amacımız, yatırımcıların mevcut piyasa belirsizliği ortamında doğru zamanlama ve karlı yatırım hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak somut veriler ve analizler sunmaktır.
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu bu zorluklar, özellikle gelişmekte olan ülkelerin finansal varlıkları için yeni riskler ve fırsatlar doğurmaktadır. Fed'in faiz politikalarına ilişkin beklentiler, doların globaldeki seyrini belirlerken, Çin ekonomisindeki yapısal sorunlar küresel büyüme görünümünü etkilemektedir. Bu bağlamda, Türkiye piyasalarının dış şoklara karşı direnci ve iç dinamikleri de yakından izlenmelidir. Makalede, bu ana konular üzerinden detaylı bir analiz sunularak, yatırımcılara piyasayı anlama ve stratejilerini belirlemede yol gösterici bilgiler sağlanacaktır.
Fed'in Enflasyon Hedefinden Uzaklaşma ve Küresel Piyasalara Etkileri
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) ana enflasyon göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi, Kasım ayında %2.8 seviyesinde gerçekleşerek Fed'in %2'lik hedefinden bir miktar daha uzaklaştığını göstermektedir. Bu durum, piyasaların Fed'in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair beklentilerini yeniden şekillendirmesine neden olmaktadır. Enflasyonun hedefin üzerinde kalmaya devam etmesi, Fed'in 'daha uzun süre yüksek faiz' politikasını sürdürme ihtimalini artırmakta, bu da küresel likidite koşullarını doğrudan etkilemektedir.
Tarihsel verilere bakıldığında, Fed'in sıkı para politikası dönemleri genellikle gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına yol açmaktadır. Yüksek ABD faiz oranları, doları daha cazip hale getirerek, riskli varlıklardan kaçışı teşvik eder. Bu durum, Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalar için yabancı yatırımcı ilgisinin azalması ve yerel para birimleri üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Ayrıca, küresel tahvil piyasalarında yükselen getiriler, hisse senedi piyasaları için alternatif yatırım çekiciliğini artırarak, hisse senedi değerlemeleri üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir.
Önümüzdeki dönemde Fed'in atacağı adımlar, küresel risk iştahını belirlemede kilit rol oynayacaktır. Eğer enflasyon verileri Fed'in beklentilerini aşmaya devam ederse, faiz indirimi beklentileri daha da ötelenerek piyasalarda dalgalanmanın artmasına neden olabilir. Bu senaryoda, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi güçlenecek ve bu da gelişmekte olan piyasalar için zorlu bir sürece işaret edecektir. Bu nedenle, Fed'in gelecek açıklamaları ve ekonomik projeksiyonları, piyasalar tarafından dikkatle takip edilmelidir.
Çin Ekonomisindeki Yatırım Düşüşü ve Küresel Risk Algısı
Fitch Ratings tarafından yayımlanan son rapor, Çin'deki keskin yatırım düşüşünün, ülkenin konut sektörü, bankaları ve yerel yönetimleri genelinde kredi risklerini artırdığına işaret etmektedir. Çin ekonomisi, küresel büyümenin önemli bir motoru konumundadır ve bu ülkedeki yapısal sorunlar, dünya ekonomisi üzerinde domino etkisi yaratma potansiyeli taşımaktadır. Özellikle konut sektöründeki aşırı borçluluk ve gayrimenkul geliştiricilerinin yaşadığı sıkıntılar, bankacılık sistemi üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır.
Çin'deki yatırım daralması, küresel tedarik zincirleri üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Çin'in hem büyük bir üretici hem de tüketici olması nedeniyle, bu ülkedeki ekonomik yavaşlama, emtia fiyatlarından küresel ticaret hacmine kadar birçok alanda hissedilecektir. Örneğin, inşaat sektöründeki yavaşlama, demir-çelik ve diğer endüstriyel metallerin talebinde düşüşe neden olabilirken, genel tüketimdeki azalma, ithalat hacimlerini etkileyerek küresel ticaret ortaklarını olumsuz etkileyebilir.
Gelişmekte olan piyasalar için Çin'deki bu gelişmeler iki yönlü bir risk taşımaktadır. Bir yandan, Çin'e olan ihracatları ve sermaye akışları doğrudan etkilenebilirken, diğer yandan küresel risk iştahındaki genel düşüş, bu ülkelerin varlıklarına olan talebi azaltabilir. Yatırımcıların Çin ekonomisindeki gelişmeleri yakından takip etmesi, portföy stratejilerini belirlemede kritik öneme sahiptir. Özellikle Çin ile yoğun ticari ilişkileri olan ülkeler ve emtia ihracatçıları için bu riskler daha belirgin hale gelebilir.
Döviz Kurları ve Altın Piyasasında Son Durum
Küresel para politikalarındaki farklılaşmalar ve makroekonomik veriler, döviz kurları üzerinde belirgin hareketlilikler yaratmaktadır. Son dönemde
ABD Doları'nın Japon Yeni karşısında (USD/JPY) uptrendini sürdürmesi, Yen'deki zayıflamanın devam ettiğini göstermektedir. Bu durum, Japonya Merkez Bankası'nın ultra gevşek para politikasını sürdürmesi ve ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının açılmasıyla açıklanabilir. EUR/USD paritesinde ise oynaklığın ardından düşüş eğilimi devam ederken, GBP/USD paritesinde Dolar'ın genel zayıflığından kaynaklanan bir toparlanma gözlenmiştir.
Dolar endeksi (DXY), Fed'in faiz beklentileri ve küresel risk iştahına paralel olarak yön bulmaktadır. Eğer Fed'in faiz indirimleri beklentileri ötelenirse, Dolar'ın küresel bazda güçlenmesi muhtemeldir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde değer kaybı baskısı oluşturabilir ve dış borç yükünü artırabilir. Yatırımcılar için Dolar'ın seyri, hem ithalat-ihracat dengeleri hem de yatırım kararları açısından kritik bir göstergedir.
Emtia piyasalarında ise altın ve gümüş fiyatlarında bir düşüş gözlenmiştir. Altın, son üç seanstan ikisinde %1.4, gümüş ise son dört seanstan üçünde %2.5 değer kaybetmiştir. Güvenli liman varlığı olarak bilinen altının bu düşüşü, küresel risk iştahında kısa vadeli bir artışa veya Fed'in faiz indirimleri beklentilerindeki belirsizliğe bağlanabilir. Altın yatırımcıları için, Dolar'ın seyri, enflasyon beklentileri ve jeopolitik riskler, fiyat hareketlerini etkileyen temel faktörler olmaya devam edecektir.
Borsa İstanbul (BIST 100) Teknik Analizi ve Beklentiler
Küresel makroekonomik gelişmeler ve para politikalarındaki değişimler, Borsa İstanbul (BIST 100) üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratmaktadır. Fed'in faiz patikasına ilişkin belirsizlikler ve Çin ekonomisindeki yavaşlama, küresel risk iştahını düşürerek gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına yol açabilir. Bu durum, BIST 100 endeksinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi iç dinamikleri ve para politikası adımları da endeksin seyrinde belirleyici olacaktır.
BIST 100 endeksinin son dönemdeki hareketleri ve kritik seviyeler [Grafik 1'de gösterilmiştir]. Teknik analize göre, endeksin 8.000 puan seviyesi kritik bir destek noktası olarak öne çıkmaktadır. Bu seviyenin altına inilmesi durumunda, satış baskısının artabileceği ve 7.800 – 7.500 bandına doğru geri çekilmelerin yaşanabileceği öngörülmektedir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 8.500 ve 8.800 puan seviyeleri önemli direnç noktalarıdır. Bu seviyelerin üzerinde kalıcı kapanışlar, endeksin yeni bir yükseliş trendine girebileceğinin sinyali olabilir.
Hacim analizleri, piyasada belirgin bir yön arayışının olduğunu göstermektedir. Özellikle bankacılık ve sanayi sektörleri, küresel gelişmelerden en çok etkilenebilecek sektörler arasında yer almaktadır. Yabancı yatırımcı ilgisi ve TL'deki stabilizasyon çabaları, BIST 100'ün gelecekteki performansı için kritik göstergelerdir. Endeksin, global piyasalardaki oynaklığa karşı iç dinamiklerle ne kadar direnç gösterebileceği, önümüzdeki dönemin en önemli sorusu olacaktır. Yatırımcıların, sektör bazında hisse senedi analizlerini derinleştirmesi ve makroekonomik verileri yakından takip etmesi gerekmektedir.
Pratik Bilgiler: Yatırımcılar İçin Stratejiler
Piyasa Analisti Murat olarak, mevcut belirsizlik ortamında yatırımcıların portföylerini korumak ve potansiyel fırsatlardan yararlanmak adına atabileceği bazı pratik adımları vurgulamak isterim. Öncelikle, portföy çeşitlendirmesi her zamankinden daha önemlidir. Tek bir varlık sınıfına veya sektöre bağımlı kalmak yerine, hisse senetleri, tahviller, emtialar ve döviz gibi farklı varlık sınıflarına yayılmak, riskin dağıtılmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, yurt içi ve yurt dışı piyasalarda farklı sektörlerdeki hisse senetlerini değerlendirmek, lokal şoklara karşı direnci artırabilir.
İkinci olarak, risk yönetimi ve stop-loss seviyelerinin belirlenmesi hayati önem taşımaktadır. Özellikle yüksek volatilitenin olduğu dönemlerde, zarar durdurma emirleri, beklenmedik düşüşlerde sermayenin korunmasına yardımcı olur. Her yatırım kararı öncesinde, kabul edilebilir risk seviyesi belirlenmeli ve bu seviyeye sadık kalınmalıdır. Teknik analiz göstergeleri ve destek/direnç seviyeleri, stop-loss noktalarını belirlemede önemli ipuçları sunar.
Üçüncü olarak, veri odaklı karar alma yaklaşımını benimsemek gereklidir. Piyasa söylentileri veya anlık duygusal tepkiler yerine, açıklanan ekonomik veriler, şirket bilançoları ve teknik göstergeler üzerinden analiz yaparak pozisyon almak, daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır. Özellikle Fed'in açıklamaları, enflasyon raporları ve Çin'den gelen ekonomik veriler gibi makro göstergeleri düzenli olarak takip etmek, piyasa yönelimini anlama adına kritik öneme sahiptir.
Son olarak, piyasayı sürekli izlemek ve esnek bir strateji benimsemek önemlidir. Piyasalar, dinamik yapıları gereği hızlı değişimlere sahne olabilir. Bu nedenle, önceden belirlenen stratejileri piyasa koşullarına göre revize edebilme yeteneği, uzun vadeli başarı için elzemdir. Kısa vadeli dalgalanmalar yerine, orta ve uzun vadeli trendleri göz önünde bulundurarak yatırım yapmak, daha sürdürülebilir getiriler sağlayabilir.
Sonuç
Küresel piyasalar, Fed'in enflasyonla mücadelesi, Çin ekonomisindeki riskler ve jeopolitik gerilimler gibi çok sayıda belirsizlikle karşı karşıyadır. Bu faktörler, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynamaktadır. Borsa İstanbul için de bu küresel rüzgarların etkisi hissedilmekte, endeksin seyri hem iç dinamikler hem de dış şoklarla şekillenmektedir.
Yatırımcıların bu dönemde analitik, veri odaklı ve teknik bir yaklaşımla hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır. Piyasa Analisti Murat olarak vurguladığım gibi, portföy çeşitlendirmesi, etkin risk yönetimi ve makroekonomik verilerin detaylı analizi, başarılı yatırım stratejilerinin temelini oluşturmaktadır. Özellikle BIST 100'de teknik destek ve direnç seviyelerinin yakından izlenmesi, döviz kurları ve altın gibi varlık sınıflarındaki hareketliliğin doğru yorumlanması, kritik kararlar alırken yol gösterici olacaktır.
Önümüzdeki dönemde, Fed'in faiz politikalarına ilişkin netleşmeler, Çin ekonomisindeki toparlanma emareleri veya yeni risk faktörleri, piyasaların genel eğilimini değiştirebilir. Bu nedenle, Piyasa Bültenim aracılığıyla sunduğumuz güncel analizleri takip ederek piyasanın nabzını tutmaya devam etmeniz, bilgiye dayalı ve bilinçli yatırım kararları almanız için hayati önem taşımaktadır. Piyasa Bültenim ile piyasanın nabzını tutun!
İlgili İçerikler
Yapay Zeka Hisselerinde Düzeltme: Piyasa Beklentileri ve Teknik Analiz
30 Ocak 2026
Altın Fiyatları Düşüşte: Fed Chair Beklentisi ve Dolar Gücü Etkisi
30 Ocak 2026
Fed Başkanlığı Spekülasyonları: Piyasalara Etkileri ve Altın Geri Çekilmesi
30 Ocak 2026
ABD Hisse Senedi Vadeli İşlemleri Düşüşte: Apple Maliyet Baskısı ve Teknoloji Hisseleri Üzerine Etkileri
30 Ocak 2026